İskitler (Sakalar) (M.Ö. VIII – M.S. II. Yüzyıl)

0
193

İskitler, M.Ö. 7. yüzyılda Avrupa ile Asyanın batı kesiminde, İril ile Volga ırmakları arasındaki bölgede yaşamış bir Orta Asya kavmidir. Orta Asya’da ilk atlı-göçebe Türk topluluğu olarak ta bilinmektedir.

İranlılarla beraber Türklerin de Sakalar diye andığı bu kavmin ilk yurtlarının Trabzon olduğu ve Kilat köyünde yaşadıkları bilinmektedir.

Sakaların ilk boyları M.Ö. 8. yüzyılda bu bölgeden batıya göç etmişlerdir.

İskitler’in kökenleri hakkında günümüzde hala bir görüş birliğine varılamamıştır. W.M. McGovern, T. Sulimirski ve I.M. Diakonof gibi araştırmacılar İskitler’in İran kökenli yani Hind-Avrupa’lı bir toplum olduklarını ileri sürmektedirler. V.J. Murzin İran kökenli bir dil konuştuğunu iddia ettiği İskitler’in, Karadeniz’in kuzeyindeki steplerde farklı soylar ve ulusları birleştirerek güçlü bir birlik oluşturmuş olduklarını düşünmektedir.

M.T. Tarhan ise, Kimmerler’in Proto-Türkler olarak tanımlanan Ural-Altay kökenli göçebelerin batı kolunu oluşturduklarını, İ.Ö. 8. ve 7. yüzyıllardaki Kimmer-İskit sanatının ve eserlerinin birbirinden ayırt etmenin imkansız olduğunu, İskitler’in de bu yakınlıklar ve kültür beraberliğinden dolayı erken Türk topluluklarından biri olduğunu belirtmiştir.

Savaşçı atlı uluslardan biri olan İskitler, batıda Tuna Nehri havzasından doğuda Çine kadar uzanan geniş Avrasya steplerinde yaşamış ve göçebe hayat tarzını uygulamış bir toplumdur. Günümüzde geçmişteki göçebe toplumlarla ilgili arkeolojik araştırmalar büyük bir hızla ve artarak sürdürülmektedir. Ancak, göçebe toplumlara ait arkeolojik kalıntıların azlığı ve bunların büyük bir çoğunluğunun mezar buluntuları olması sorunlara açıklık getirmeyi güçleştirmektedir.

Son yıllarda Karadeniz’in kuzeyindeki steplerde yapılan arkeolojik araştırmalar sonucu, söz konusu bölgedeki arkeolojik kültürlerin izlediği sıra, kronolojik açıdan belirginleşmeye başlamıştır. İ.Ö. 2. Binyılın ortalarında yani 15. ve 14. yüzyıllarda, Srubnaja adı verilen bir kültür Volga Nehri’nden Karadeniz’in kuzeyindeki bölgelere kadar yayılmıştır.

Bu gelişme ile Karadeniz’in kuzeyindeki steplerde İ.Ö. 2. Binyılın ilk çeyreğinden beri yaşanmakta olan Katakomb Kültürü toplumları ya asimile edilmişler ya da bölgeden dışarıya atılmışlardır.

Bunun sonucunda bölgedeki Katakomb Kültürü’nün varlığı sona ermiştir. Srubnaja Kültürü daha sonra Karadeniz’in kuzeyindeki steplerde varlığını ve gelişimini devam ettirmiştir. Bu kültürdeki gelişmenin son dönemi, birbirini izleyen Sabotinovka ve Belozersk adı verilen iki evre ile temsil edilmiştir. Belozersk evresi doğrudan doğruya Sabotinovka evresinin devamıdır.

Srubnaja kültürünün Belozersk evresinin bitişi kesin olmamakla birlikte genellikle İ.Ö. 9. yüzyıl ile 8. yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilir. Belozersk evresi hem coğrafi hem zamansal ve kısmen de kültürel açıdan

Novocherkask Göçebe Topluluğu (İ.Ö. 8. yüzyıl’ın ortası-7. yüzyıl’ın ilk yarısı) olarak isimlendirilen diğer bir kültürün arkeolojik kalıntılarının öncüsü niteliğindedir.

Bu bağlamda, Karadeniz’in kuzeyindeki steplerde, kültürel bağlantılar gösteren arkeolojik bir kültür ara vermeden gelişmeye devam etmiş ve bu kültürel bütünlük İ.Ö. 2. Binyılın ortalarından İÖ 8. yüzyılın ortalarına kadar sürmüştür. Söz konusu bu süreçte bölgeye yapılan herhangi önemli bir göç hareketine ait arkeolojik kalıntılara bugüne değin rastlanmamıştır. Bu nedenle Katakomb Kültürü’nün bir ulusu olan Kimmerler, çok büyük bir olasılıkla Srubnaja kültürünü de yaşamışlardır.

Bu durumda Kimmerler’in yalnızca Katakomb Kültürü’nün ulusu olduğu şeklindeki görüşlerin artık tartışmalı olduğu, Kimmerler’in kültür hayatlarında Srubnaja Kültürü’nün de etkili olduğu anlaşılmaktadır. Bu da bize İskitler’in Karadeniz’in kuzeyindeki steplere göç ettiği dönemde Kimmerler’in bu bölgede uzun bir süreden beri oturan, büyük olasılıkla da bölgenin otokton ulusu olduğuna işaret etmektedir.

Bu konudaki önemli sorunlardan biri İskitler’in Karadeniz’in kuzeyindeki steplere yani Kimmerler’in yaşadıkları topraklara kesin geliş tarihlerinin günümüze değin tam olarak belirlenememiş olmasıdır. Bir görüş, söz konusu bölgede İskitler’in arkeolojik izlerinin İÖ 7. yüzyılın ikinci yarısında izlenebildiği temeline dayanmaktadır.

Bir başka görüşe göre İskitler’in Kimmer topraklarını istila etmesi İ.Ö. 7. yüzyılın yetmişli yıllarında başlamış ve aynı yüzyılın ortalarından çok kısa bir süre sonra tamamlanmıştır. Bu bağlamda diğer bir sorun biri, İskit kültürünün İ.Ö. 7. yüzyılın ikinci yarısından önceki erken evresinin henüz saptanamamış olmasıdır. Bunun başlıca nedeni ise, Karadeniz’in kuzeyindeki steplerde İskit kültürünün gelişmiş halinin birdenbire belirmesidir.

Bugünkü arkeolojik verilerin  ışığında, İ.Ö. 7. yüzyılın ikinci yarısından önce bu kültürün sadece Karadeniz’in kuzeyindeki steplerde değil, daha doğuda da hiçbir yerde tanınmadığı anlaşılmıştır.

Bu durumda İ.Ö. 8. yüzyılın ortalarına kadar devam etmiş olan Novocherkask Göçebe Topluluğu kalıntılarının hem Kimmerler’e hem de İskitler’e ait olabileceği sonucu çıkmaktadır. Görünüşe göre İskitler’in Karadeniz’in kuzeyindeki steplere gelmeleri onların Hazar Denizi ve Pre-Kafkasya bölgelerine gelmelerinden öncedir.

Söz konusu bölgeye gelen İskitler ile yerli Kimmerler arasındaki linguistik ve kültürel akrabalık ve benzerlik, İskitler’in Karadeniz’in kuzeyindeki steplere girmelerini neden arkeolojik materyal ile izlenemediği sorusuna da açıklık getirmektedir.

Ayrıca, yazılı kaynaklarda varlıkları kesin olarak saptansa da, genelde göçebe yaşam tarzını uygulamış ulusların yer değiştirme hareketlerini arkeolojik materyal ile izlemenin oldukça zor olduğu da düşünülmelidir.

Yunanlılar tarafından İskit, İranlılar tarafından Saka olarak adlandırılmışlardır.

En önemli hükümdarları Alp Er Tunga‘dır.

Dipnot: Firdevsi, ”Şehname” adlı eserinde Alp Er Tunga’dan ”Afrasiyap” ismiyle bahsetmiştir.

Saka Hanı Tomris Hatun, bir ”kadın hükümdar” olarak Türk ve Dünya Tarihi’nde son derece önemli bir yere sahiptir. Nitekim o ”Dünya’nın İlk Kadın Hükümdarı” olarak kabul edilmketedir.

İskitler’in özellikle altın ve gümüş işçiliğinde usta olamları, onlara ”Bozkır’ın Kuyumcuları” ünvanını kazandırmıştır.

Pantolon, kemer ve kemer tokasını dünyaya tanıtmışlardır.

Orduları’nda ”Amazon” adı verilen kadın askerler bulundurmuşlardır.

Ön Asya’da at’ı evcilleştiren ilk topluluktur.

Alp Er Tunga ve Şu destanları ünlüdür.

En önemli savaşları Perslerle (İranlılar) olmuştur.

Unutulmamalıdır ki; İskitlerin ”Alp Er Tunga Destanı” ile İranlı Şair Firdevsi‘nin Gazneli Sultan Mahmut‘a sunduğu ”Şehname” adlı eser İskit-Pers (İran) Savaşı‘nı konu alır.