Kavgacı Su Aygırı

0
57

Bir Su Aygırı Ağzını Tam Olarak Açtığında, 120 Cm Boyunda Bir Çocuk İçine Rahatlıkla Sığabilir…

Su aygırı çok büyük memeli bir otobur hayvandır. Bilimsel ismi olan Hippopotamus, Yunanca hippos-At ve potamos-nehir kelimelerinin Latince şeklidir. İsmine rağmen su aygırı, atlardan çok balinalar’a ve yunuslar’a daha yakın akrabadır. Nil aygırı adı, ilk su aygırlarının bugün alt kısımlarında artık türü tükenmiş olan Nil kıyılarında keşfedilmiş olmasına dayanmaktadır.

Yetişkin bir su aygırının omuz yüksekliği 1,50 m, vücudu 4.50 m uzunluğundadır ki bundan, gövdeye basık kuyruk 50 cm pay alır. Su aygırı 2700 ile 4500 kg ağırlığındadır. Böylelile gergedanlarla birlikte fillerden sonraki en büyük ikinci kara hayvanı konusunda rekabet hâlindedir. Bir su aygırı belli durumlarda saatte 48 km hıza ulaşabilir.

Su aygırının kafası çok büyük, geniş, basık ve 450 kilograma kadar ulaşan ağırlıktadır. Ağzını tam olarak açtığında, 120 cm boyunda bir çocuk içine sığabilir. Kulaklar, gözler ve burun delikleri kafa profilinde oldukça yükselmiştir. Böylelikle hayvan su yüzeyinin altında yüzer ya da dinlenirken, sadece bu organlar sudan yükselirler.

Su aygırın 44 dişi vardır. Alt çenedeki kesici dişler hemen hemen domuzlardaki gibi yatay dururlar ve devasa bir tehdit oluştururlar. Yukarıdaki köpek dişlerine karşı işleyip, karşılıklı birbirlerini keskinleştirerek tehlikeli bir silah olurlar.

Kısa bacakları üzerindeki fiçi şeklindeki gövdesi hemen hemen çıplaktır. Gri-siyah deri rengi, deri çizgilerinde ve göz, kulak bölgesi çevresinde pembeleşir.

Tarihi zamanlara kadar su aygırı, Afrika’da Sahra’nın güney kesimlerinin yanında, Nil bölgesinde ve 3500 yıl önce ortadan kalktığı Mezopotamya ve Kuzeybatı Afrika’da da yaşamıştır. Daha 2000 yıl öncesine kadar Ürdün Vadisi’nde de bulunurdu. Bunun sadece, Afrika’da Sahra’nın güneyinde Aşağı Nil ve Kap Bölgesi gibi geniş alanlarda yaşar. Yavaş akan, kıyı şeridi ve kumsalı olan her büyüklükte akarsularda, ısısı 18°C ve 35°C aralığında sularda bulunur. Otlamak için,akarsuyun yakın çevresinde otluk bölgelere ihtiyaç duyar.

Su aygırları Okullar olarak tabir edilen 20 kadar hayvandan oluşan gruplar hâlinde yaşarlar. Grupların su ve karada sabit olarak sınırlandırılmış egemenlik alanları vardır. Alanın işaretlenmesi, erkek tarafından dışkısının dairesel kuyruk hareketi ile fırlatılmasıyla olur. Erkekler birbirlerine karşı kontrol alanlarını sert şekilde savunurlar. Birbirleriyle rekabet eden erkekler, ölümle de bitebilen ağır kavgalar yaparlar.

Su aygırları, suda bir hayata çok iyi uyum sağlamışlardır. Karada terleme suretiyle çok su kaybederken çok hızlı güneş yanığı olurlar. Suyun ve güneşin etkilerinden, uyarıldıklarında kuvvetli bir şekilde salgılanan pembe renkli sümüksü bir salgı ile korunurlar. Suyun altına sıkça burun deliklerinin üstüne kadar dalarlar. Bu delşkler kapandığından, su aygırı rahatça 10 dakika su altında kalabilir. Su aygırları hayatlarını su içinde geçirseler de esasında kötü yüzücülerdir. Çoğunlukla akarsuyun zemininde yürür ya da kendilerini suya taşıtırlar.

Genelde geceleri karaya çıkarlar ve düzlüklerdeki otları yerler. Günlük bitki ihtiyacı 50 kg’dır.

Aslan ve timsahlar genç su aygırlarına saldırsalar da, gençler yetişkinler tarafından korunduklarından ender olarak başarıya ulaşırlar.

Su aygırları kuraklık zamanının başlangıcında çiftleşir ve sekiz aylık bir gebeliğin ardından yağmur zamanı tek bir yavru doğururlar. Doğumda döllenme gibi su içinde gerçekleşir. Döllenme sırasında dişi nerdeyse tamamen suya bastırılır ve sadece hava almak için yüzeye çıkar. Yeni doğan aygır 30-50 kg arasında olup, doğumdan hemen sonra yürüyebilir ve kendini zeminden su yüzeyine itebilir. Anneler su içinde yavrularını emzirdikleri ve yavrunun gece otlamaya giden anneyi takip edebilmesi için bunu yapabilmeleri gerekliliktir. Genç bir hayvan yedi yıla kadar bir süre annesinin çevresinde kalır.

Su aygırı yaygın görüşün aksine barışçıl bir hayvan değildir. Afrika’da timsah ya da aslan gibi pek çok büyük hayvandan daha fazla ölüm vakasına sebep olur. Saldırı sırasında başını bir şahmerdan gibikullanırken, 50 cm’yi bulan köpek dişleri aynı şekilde tehlikeli silahlarıdır. Bunlar yetişkin bir timsahı bir ısırıkta ikiye ayırabilirler. Su aygırı kayıklara saldırmaktan da çekinmezken, küçük olanlarını ters yüz edebilecek durumdadır.