Proton

0
157

Elektronun keşfinden sonra, negatif elektronları dengelemek ve elektriksel olarak nötr atomlar yaratmak için atom içinde pozitif yük merkezleri olması gerektiği anlaşıldı. Atom çekirdeğinde bulunan bu pozitif yüklü parçacıklara proton adı verildi.

Eugen Goldstein:

1886’da Eugen Goldstein anot ışınları olarak da bilinen, pozitif ışın demetlerini ve gazlardan üretilen pozitif yüklü parçacıklar (iyonlar) olduğunu keşfetti. Bu parçacıklar, farklı gazlardan farklı yük-kütle oranına (e / m) sahip oldukları için J. J. Thomson tarafından keşfedilen negatif elektronlardan farklı olarak tek bir parçacık ile tanımlanamamıştır. Daha sonra Atom fiziği üzerine fizikçiler sırasıyla keşifler yaptılar.

  • 1897 Thomson, elektronu keşfetti,
  • 1911 Rutherford, çekirdeği keşfetti,
  • 1932 Chadwick, nötronu keşfetti.

Thomson ve Chadwick arasındaki bir zamanda fizikçiler, ‘protonlar‘ olarak adlandırdığımız, çekirdeğin pozitif yüklü unsurları olduğunu fark etti. Bu keşif süreci kademeli bir süreçti ve bu nedenle tam olarak kimin protonu keşfettiğini tam olarak söylemek zor. Buna karşın bir isim vermek gerekirse bu isim Rutherford olurdu.

Ernest Rutherford:

Rutherford’un atom çekirdeği keşfi, negatif elektronları dengeleyecek pozitif yüklerin, atom hacminin çok küçük bir kesiminde yoğunlaştığını gösterdi. 1919’da Rutherford, bir elementi enerjik alfa partikülleri (helyum çekirdeği) ile çarpıştırarark bir elementi başka bir elemente dönüştürebileceğini keşfetti.

1920 başlarında Rutherford ve diğer fizikçiler, bir atomu başka bir atoma dönüştürmek için bir dizi deney yaptı. Her durumda, süreç sonunda hidrojen çekirdeği yayıldı. Hidrojen çekirdeğinin atom yapısında temel bir rol oynadığı açıktı ve nükleer kütleleri yüklere kıyasla herhangi bir çekirdeğin pozitif yükünün tam sayıdaki hidrojen çekirdeği tarafından hesaplanabileceği anlaşıldı.

1920 yılının sonlarına doğru fizikçiler, hidrojen çekirdeklerini “protonlar” olarak adlandırıyorlardı. Proton terimi, Rutherford tarafından ortaya koyuldu ve ilk olarak 1920’de bilimsel makalelerde yayınlandı.

Protonlar elektronlardan farklı olarak atomun ağırlığında hesaba katılacak düzeyde kütleye sahiptirler. İki yukarı bir aşağı kuarktan oluşur. Evrendeki bütün protonlar 1,6 x 10-19 değerinde pozitif yüke sahiptirler. Bu, atomlardaki çeşitli protonların birbirlerini itmelerini sağlar. Ama aradaki çekim, itmeden 100 kez daha güçlü olduğu için protonlar birbirlerinden ayrılmazlar. Protonun kütlesi elektronunkinden 1836 kez daha fazladır. Atom içinde her biri (+1) pozitif elektrik yükü taşıyan taneciğe proton denir. Bu yüke yük birimi denir. Protonun yüklü elektronun yüküne eşit fakat ters işaretlidir.

Nötr bir atom veya molekülden bir veya daha çok elektron koparıldığında geriye kalan tanecik, koparılan elektronların toplam eski yüküne eşit miktarda artı yük kazanır. Bir neon atomundan bir elektron koparıldığında geriye kalan tanecik koparılan elektronların toplam eksi yüküne eşit miktarda artı yük kazanır. Bir neon atomundan bir elektron koparıldığında bir Ne+ iyonu oluşur. Bir elektriksel deşarj tüpünde katot ışınları tüpün içinde bulunan Gaz atomlarından ve moleküllerinden elektronların çıkmasına sebep oldukları zaman, bu tür artı yüklü tanecikler oluşur.Bu artı yüklü iyonlar eksi yüklü elektroda doğru hareket ederler. Eğer katot delikli bir levhadan yapılmışsa artı yüklü iyonlar bu deliklerden geçerler. Katot ışınlarının elektronları ise ters yönde hareket ederler.