Enfeksiyon Hastalıkları

0
74

Spesifik (özel) ve patojen mikroorganizmanın herhangi bir yoldan insan vücuduna girerek yaptığı genel ve lokal yerleşme sonucunda, kendileri ve toksinleri ile oluşturdukları patolojik belirtilerle tanımlanan, özel koşullarda insandan insana bulaşabilen hastalıklar grubuna enfeksiyon hastalıkları denir. Enfeksiyon hastalıkları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hala görülmektedir.

İstatistikler, ülkemizin en küçük köyündenen büyük kentine kadar her kademede enfeksiyon hastalıklarının görüldüğünü göstermektedir. Enfeksiyon hastalıkları, sadece kişiyi değil, toplum sağlığını tehdit etmektedir.

Enfeksiyon: Dilimizde tıp alanında kullanılan bu terim, “Mikroorganizmaların insan vücuduna girdikten sonra, üreyip çoğalarak, istenmeyen belirtiler ve/veya hastalıklar oluşturmasıdır.”

Enfeksiyon Zinciri: Mikroorganizmanın, enfeksiyon oluşturabilmesi için, tamamlamak zorunda olduğu aşamalardır.

Enfeksiyon Zinciri:

1–) Enfeksiyon Etkeni: Bakteri, virüs, mantar, parazit şeklinde isimlendirilen, patojen mikroorganizma(lar)dır. Enfeksiyon etkeninin hastalık oluşturma potansiyeli, şu koşullara bağlıdır:

Mikroorganizmanın sayısına DOZ x VİRÜLANS 
Mikroorganizmanın virülansına ENFEKSİYON 
Bireyin vücut direncine KONAK DİRENCİ

Doz: Mikroorganizmanın hastalık oluşturabilmesi için gerekli olan sayısal yeterliliğidir. Bazıları çok az miktarlarda hastalık oluşturabilirken diğerleri fazla sayıda hastalık oluşturabilmektedirler. Genel kural: mikroorganizmanın sayısı arttıkça hastalanma olasılığı da artar.

Virülans: Mikroorganizmaların hastalık oluşturabilme yeteneğidir. Bazı mikroorganizmalar çok virülandır. Örneğin, Hepatit B virüsü (HBV) yüzeylerin üzerinde haftalarca canlı kalabilir ve kişiye bulaştığında miktarı az olsa bile hastalık oluşturabilir. Oysa AİDS etkeni olan HIV, ışık ve havada kısa bir süre kaldığında ölür. HBV, HIV’ e göre 40 kat daha bulaşıcıdır.

2-) Enfeksiyon Kaynağı (Rezervuar): Mikroorganizmaların doğal olarak yaşayıp çoğaldıkları ortamdır: insan, hayvan veya cansız nesneler (su, toprak vd.).

3-) Çıkış Kapısı: Mikroorganizmaların enfeksiyon kaynağından ayrıldıkları yerlerdir. İnsanlarda; solunum sistemi, boşaltım sistemi, sindirim sistemi ve deri bütünlüğünün bozulduğu yerlerdir. Örnek: balgam, tükürük, kan, idrar, dışkı, meni, vajen salgısı, gözyaşı vs. aracılığı ile bu kapılardan çıkarlar.

4-) Bulaşma Yolu (Yayılma Yolları, Kaynaktan Çıkış): Mikroorganizmalar bir yerden bir yere çeşitli yollarla taşınırlar. Bulaşma yolları: kontamine su ve besinler olabileceği gibi kontamine eşyalarda olabilir; örnek, makas, tarak, şapka, giysi vb. Hava, toz zerrecikleri, portör veya vektör ile de mikroorganizmalar bulaşabilirler.

Vektör: Sinek, bit, kene, fare vd bazı hayvanlar, bazı hastalıkları taşırlar bunlara vektör denir. Örneğin, sıtma mikrobu anofel adı verilen dişi sivrisinekte gelişimini tamamlayarak, sineğin insanı sokmasıyla insana geçerek hastalık yapar. İnsanda hastalığın ortaya çıkabilmesi için sıtma mikrobunun mutlaka sivrisineğin vücudunda bir süre kalarak gelişim aşamasını tamamlaması gerekir. O nedenle insandan insana bulaşmaz.

Portör (Taşıyıcı): Bir insan veya hayvan, bir mikroorganizmayı vücudunda taşıdığı halde, kendisinde hastalık belirtisi görülmezken diğer insanlara bulaştırabiliyorsa bu kişilere portör denilmektedir. En sık görülen, Hepatit A virüsü (HAV) taşıyıcılarıdır. Bu kişiler besin endüstrisinde kesinlikle çalışmamalıdır.

5-) Giriş Kapısı: Mikroorganizmaların vücuda girdiği yerlerdir. Genellikle giriş kapısı ile çıkış kapısı aynıdır: ağız, burun, kulak, göz, kan damarları, hasar görmüş deri vd. (Sağlam deriden mikroorganizma giremez)

6-) Konakçı: Mikroorganizmayı vücudunun üzerinde veya içinde barındıran insana ( veya hayvana, bitkiye) denir. Özellikle vücut direnci azalmış; kronik hastalığı olan (kronik böbrek, kalp hastalığı, KOAH, kanser vs. gibi), dengesiz beslenen, aşırı yorgunluk, alkol ve sigara bağımlılığı, bağışıklık sisteminin yetersiz olması durumunda kişiler, mikroorganizmalar için uygun konakçıdırlar.